« Önceki | Sonraki »

6/11/2005

JAMES JOYS /IRİSH FOLK STORİES

Kategori: yazilarim

  Yaşlı insanlar en eski zamanlarda herkesin tam olarak ne zaman öleceğini bildiğini söylerlerdi

    Sonbaharda öleceğini bilen bir adam vardı:Bir önceki baharda ürününü ekti fakat onun etrafına güzel bir çit inşaa etmek yerine ürünlerini korumak için bir kaç çalı ve eğrelti otundan iğreti bir çit yaptı.Öyle olduki:Tanrı(hamd ve sena onadır) dünya yüzüne insanların işlerinin nasıl gittiğini öğrenmesi için bir melek gönderdi.Melek bu adamın yanına geldi ve ona neler yaptığını sordu.Adam da ona hallerini söyledi

 

Melek-Niçin ürünleri korumak için daha iyi bir çit yapmıyorsun da çalı çırpıdan çit yapıyorsun diye sordu.

   -O bana kafi dedi adam.Ürünümü depoladıktan sonra onlar kendi kendilerinin çitleri olacaklar:bu sonbahar öleceğim

    Melek geri döndü ve Kudret i Mutlak a ne olduğunu anlattı:O günden itibaren insanlar ölüm saati hakkında ön bilgilerini yitirdiler

 

Çev:Hamit Akçay

6/11/2005

VERSENE Bİ CİĞARA

Cuma, Kasım 4, 2005 - VERSENE Bİ CİĞARA

Kategori: ajanda

Pastel boya ,kan kırmızısı ,geçmiş günler ,muhasebe ,derin pişmanlık ,öze dönüş

 

Dön dön dön.Dön baba dön felsefesi mevlana felsefesi.Olduğun yerde durma!.Nerede dönesen dön olduğun yerde değilmisin zaten.

Hocam böyle nereye gidiyoruz..

Geldiğimiz yere

Öyleyse hiç bir yere gitmedik.

Yani başladığımız yerdeysek  nereye gittik ki.Sonra bu yorgunluk ta nereden çıktı.

İnce uzun kirpikleri var komiserin.Sanki devlet meemurunda olamazmış gibi.Ama suratında ki ifade ona öğretildiği gibi yalın kat.

Bana kendinizi anlatan bir yazı yazın çocuklar.Hocam yaz tatilini nasıl değerlendirdiğimizi yazsak yılbaşı günleri.Ayıptır söylemesi yılbaşında hindimiz yoktu ve babam sert adamdır erkenden yatırdı bizi

 

İnciler mercanlar türlü tropikal balıklar varmış bu akvaryumda sonra bakımsızlıktan bu hale gelmiş.

 

Topal kertenkele şaşı bülbül sağır günler yasak kelimeler adına biri bana bir özgeçmiş yazsın

 

Geçmiş geçmiştir abi yaa bırak geçmişte kalsın.Ama geçmiyor işte ya geçip gitmiyorsa öyle saplanıp kaldıysa orada.

 

Senin çemberin dar evlat o kadar kısa bir yarı çapı varki eğilsen görürsün elini uzatsan kör karanlıkta değersin.Neredeyse bir nokta kadar.Noktadan biraz öte sanki iki nokta eninde..

ÜSTAT SEMAZEN KİME DENİR

Denizin dibinde inciler ve mercanlar.Düşünce denizinde boğulmaktayım.Peki neden içindeki hava seni yukarıda tutmuyor.Yukarıda kalma çabasından yoruldum.

 

Rahmetli dedemin lakabı kurtboğandır.Bir yumrukta kurdu öldürmüştür tüm civar köyler bunu bilir meşhurdur.İri çoban köpekleri bulunurdu bizim oralarda şimdi hiç bir yerde yok nah böyle eşşek kadar varlardı.Civar komlarda çokca bulunurdu.Adama göküsleriyle yurdummu devirirlerdi.

 

Komiser adelet tanrısı gibi duruşun niye..?..

Hiç değişmedin be abi.Ne dediklerinden anlıyorum ne bişe Şöyle açıkça anlatsan kısa kelimelerle

BAK ALİ BU AT.

BABA BANA BAL AL.

BAK ALİ BU BAL .

YAŞA BABA YAŞA.

Ney e mey tuhaf şey.

 

 

 Pastel boya kan kırmızısı geçmiş günler muhasebe derin pişmanlık öze dönüş.

6/11/2005

Taşın Ağzı Gürültüyle Kapandığında

Pazar, Kasım 6, 2005 - Taşın Ağzı Gürültüyle Kapandığında

29-072005

İşaret yazıları:

yazıklanma bab-ı


Biri seslenip gelmediğinde ve sesin işitilmediğinde kuyunun dibinden ,su alınmak için kuyuya koşulduğunda ve kuyudan susuzluğu gideren su çıkmayınca,

su çıkmayınca

huy çıkmayınca

can çıkmayınca

...

Taşın ağzı gürültüyle kapandığında.

...

İskeleye koştugunda  vapur kalkmış olunca ve vapurda sevdiğin kız iskelede imtihan, iskeleye koşarken kaçırıversen banka kuyruğundaki sıranı.

Sıran gelince

Vapur kalkınca

Halatlar bağlanınca hayata

...

Taşın ağzı gürültüyle kapandığında

...

Bu fırsatı kaçırınca yakalayıversen ötekini.Fırsat fırsat üstüne diziversen üstüste.Kaçırılan fırsatlar köhne, viran bir yerde, başkasının fırsatı olmaya aday dursa

Fırsat kaçınca

Yakalanınca öteki

Sesler durunca

...

Taşın ağzı gürültüyle kapandığında

...

Yakınlaşmak için uzaklara kaçınca,Uzak ne kadar uzak ,benliğin kadar uzak.Ve uzak iklimlerde yakınlık sana tuzak.Uyusak da uyansak uzak seyyarelerde

...

Taşın ağzı gürültüyle kapandığında

...

Taşın ağzı gürültüyle kapandığında ve açıldığında yeni bir dünya ağzı.

3/11/2005

GIRNAP

Perşembe, Eylül 8, 2005 - GIRNAP

Kategori: mesel misal

"Karanlık elini çekmeden gecenin üzerinden yola çıkılmıştı.Yumuşak bulutlar  baş konulacak kıvamdaydılar ve uyku meleği henüz işbaşındaydıDağların tepesindeki meşe ağaçları bile henüz tedirğinliğini atamıştı ki rüzgarın dansına el pençe sağır duvar hışıltısız yaprak"

 

nohutlunun o bayırı aştık karşıda bacavut un kızılbaş köyleri sabah ezenleride yeni  ohunir.Hemen ağam kara lastiklerini çıkartıp namzını kıldı .Selam verdi öküzleri dehledi gülabının koma geldiihk köpekler ürmeye başladı.Bayır aşşağı bir rüzgarla gelirler yıldırım gibi.Önde bi tenesi var neredeyse benim göküslerime gelir boyu arkasında var belki yirmi otuz tene.

-cano dedi ağam sakın korhkma.O zamanlar bende çok olsam sekiz dokuz yaşında ya varım ya yohum..

-cano dedi sakın korhkma.

Bir eline eyi bir palıt odunu aldı.Ama eyi bir palıt diğerinide bir kayayı aldı benide sol yanına koltuğınun altına doğru çekti.Köpekler bir hücüleyerek gelir ama nasıl.

Eskiden köylerde çok köpek beslenirdi.Abdı nın komundan bir köpek getirmişti karacaların hüseyin zebellah gibi köpek adam yiyir.Gögüsleriyle adama bir vurdummu adamı yer beğir yere yapıştırlardı.      

 

Köpekler geldi geldi aramızda 3 ,4 metre ya kaldı ya kalmadıki ağam taşı öndeki köpegin zağına bi yapıştırdı köpek bi döndü geriye nasil kaçir diğerleride peşi sıra geldikleri gibi bir sıra hücüleyerek gittiler

 

"Güneş uzun kirpiklerini kırpıştıra kırpıştıra baktı dünyaya.Dünyanın içi ürperdi.Sarı sabır çicekleri taç yapraklarını gerine gerine uyandı:Bir çiğ tanesi süzüldü yapraklarından.Kerkentele kuyruğunu sürüte sürüte çıkartı yarıktan başını.Mümin duası çağıldayan ırmak terli vucut kımıldayan ten böceği takatsiz beden"  

 

                                                                                          hamit akçay

2/10/2005

Sansar

Mağaranın önü otlarla kaplı ellerimle açmaya çalıştıkça gümrah dikenler, yaban otları,ağaç kökleri direniyorlar. Kesif  bir duman kaplıyor her yanı.

Burada ne işim var?Neyi aramak için gelmiştim?Ardıç ağaçları köknarlar ve kestane ağaçları arasında usulca yürüyerek bunları düşünüyorum.Peşinde sürüklendiğim sanırım küçük bir yaratıktı  canlı kıpır kıpır.Kaba bir siluet çıkarabiliyorum ancak ortaya iç içe geçmiş hatlar, kufi bir hat yazısı gibi.Arkasında  şifreler, kodlar bırakan gizemli yazılar yazıtlar kitabeler gibi .

Ormanın altındaki çayırlıkta bir çift yılan ıslak çimenlerin arasından toprağın derinliklerine süzülüyor.Yılanın derisinden sıyrılmasını izlemek için toprağın altına süzülme isteği beliriyor.kendi kendimden sıyrılma arzusu olarak tasavvur ediyorum bunu.

Şehrin işlek caddelerinden birinde bir çocuk ölüyor bir top fırlıyor bir çocuk fırlıyor bir araba fırlıyor ve bir can fırlıyor kafesinden.Çamur yığılıyor yerin üzerine duman damıtıyor gökyüzü şehir büzüşüyor iç içe geçiyor şehir.Damarda ki kan büzüşüyor kaskatı olup tıkıyor damarları.İlk kan ilk yağmur mezara savrulan ilk toprak yere düşen ilk şehit kaybolup gidiyor ardından gelenlerin arasından.

1/10/2005

kaçış

Ölüm çok uzak sanmıştı.mesafeler hakkında fikri olmadan.Yakınımız zannetiğimiz niceleri mimarıdır en yavşak ihanetlerin.Sonra bu yakınlık bu uzaklık ölçümleri neden.Parmağını uzatarak dokunacağın noktayla elini uzatarak dokunacağın noktanın hangisi uzak.Dokunabiliyorsan her ikiside yakın.ya milimicronluk bir canlı için aynı mesafe ne anlama gelir.Batan şeyleri sevmem demişti ibrahim.

 Bir nefes çekti neyzen, kanadını kıpraştırdı kelebek , ölüm yakalayıverdi hemen.

28/9/2005

Ölüm

Düş müşüm

düşürülmüşüm

hangi ırmaktan çıkarılmışım.akıyor ırmak su akıyor düşlerim ipil ipil kanıyor.İnsan bakıyor salkım saçak yaşıyor.Bakıyor ve düşlüyor insan.İnsan bu düşünce ,en derinde sızlar bir yanı.Uyanır hissetmez ağrıyı,düşündeki yaraları sımsıcak.Ölse anlayacak.Ölüm ona çok uzak

27/9/2005

Düşler

Nedir bu bilme arzusu.Cehaletin bir sonucumu ilmin başlangıcımı nereden bileyim.İç içe geçti aklım ve kalbim yinede bilemedim.

keşki bildireydiniz.

Ayaklarımızın dibine düşen bir bildiri gibi düşüverecekti.Düş görmeye başlama zamanı

26/9/2005

Bilmezdim, Bilemezdim

nasıl başlarsan başla bitişi bilemezsin.Bilmediğin yerlede gezdin yinede bilemedin. Bilinmezdi bilmek istediğin yoksa bilinmezliğimi bilmek istedin.

 Bir hikaye yazıp bildireyim dersin hiç bir şey bilmezken neyi bildirebilirsin?

Bildiren ben değildim ki nereden bileyim.? 

25/9/2005

BİTERKEN

bitişi başlangıcından önceydi.

sabırsızlıkla beklenilmişti

olmuş bitmişti ve beklenilmekteydi

hikaye

hikayelenmeliydi...