MELAL
Cumartesi, Eylül 10, 2005 - MELAL
Öfkeliyim dağlardan sürülen hayvanlar gibi ,ateşten kaçışan böcekler gibi,kendini arayan öbekler gibi.Öfkeliyim ilk nefesini soğuran bebekler gibi,yıkıntılar altından seyreder gibi
Kanıma kara katran zehirler katıyorum bin baldıran gücünde.Akrebin kıskacını emiyorum ab-ı hayat şehvetiyle.Her sabah tan vaktinde batıya dönüyorum nerede o gün diye
Yaslanma bana.Dudak kıvrımından süzülen kan olmak istediğimi anlarsın.Aklımın bir zarı var ve ince ,ip ince , inince derinlere, o ipince zar-ip le, ip kopacak zar ,baştanbaşa yırtılacak ,kan akacak damar da durmayacak ,sızacak dudak kenarından sızacak ve çene kenarında pıhtılaşıp kalacak.Yaslanma bana düşebilirim
Bir gece yarısı güneşi gördüm diye kaçışıyor insanlar yöremden.Veba taşıyan rüzgarın koynunda cebeli tarıka gittiğim için kargışlıyorlar beni.Öyleyse yurdum neresi ..
Ateşin gözünden öptüm ve Cinlerin hışmına uğradım.Hışımla hınçla ateşten yapılmış kargılarla bölük ,bölük cinler geldiler bölük bölük böldüler beyin zarımı
Çırılçıplak sarılıyorum geceye ve gece ansızın uyanıveriyor derin bir hayret le anlatıyorum geceye bildiğim her şeyi
Ağır bir tempoyla ölüm şarkısını çalıyor yıldızlar.Bir Erzurum türküsü dinler gibi uzaktan ,gece kapına dayanmışımda yorgunluktan damarımda pıhtılaşıverirken kanım, işittim hızırın kalp atışlarını.Dünyayı sarkaç gibi sallayan o muhteşem meleğin kulağıma fısıldayışını işittim ve ağladım.ham makamında.melekler anlatın hikayenizi...

0 yorum yazılmıştır